Anasayfa » ÖNE ÇIKANLAR » Biber Gazı ve Göz Yaşartan Gazlar

Biber Gazı ve Göz Yaşartan Gaz Çeşitleri

Ülkemizde toplumsal olayları kontrol etmek ve isyanları bastırmak üzere emniyet müdürlüğü tarafından kullanıldığı belirtilen ve Türk Tabipler Birliği tarafından da açıklanmış olan biber gazı kullanılmaktadır. Biber gazının tıp dilinde ismi oleoresin capsicum dur. Bu etkenlerin plastik gaz el bombası, hareketli plastik gaz el bombası, sis bombası, kapalı alan gaz el bombası, gaz el spreyi ile model 5 gaz tüpü şeklinde kullanıldığı bildirilmektedir.

Plastik gaz el bombası yanma ve yayma metodu ile kullanılmaktadır. İçerisinde topak halinde göz yaşartıcı kimyasal biber gazını beyaz bir toz bulutu halinde dışarıya yayan açık alanlarda kalabalık topluluklara karşı kullanılan yüksek dozajlı ve parça tesiri bulunmayan bir el bombası türüdür. Condor gaz el bombası en geç 25 saniye içerisinde bütün gazı yaymaktadır. Toplumsal olaylarda grubu dağıtmak amacıyla kullanılır. Hareketli plastik el bombası göstericiler tarafından geri atılmaması için yaklaşık 10 metrelik alanda sürekli hareket eden gaz yayma özelliğine sahiptir.

Biber Gazı Etki ve Zararları

Biber gazı 100 ml. lik tüpler ve daha büyük taşınabilir tüplerle sıkılarak kullanılmaktadır. Sağlık etkileri ise çeşitlidir. Solunum sistemi üzerinde; burun akıntısı, hapşırma, öksürme, nefes darlığı akciğerde ödem, farenjit, ana nefes borusunun iltihaplanması ve astım ataklarına neden olabilir. Kalp ve damar hastalıkları üzerinde; ise tansiyon artışı, kalp yetmezliği ve beyin kanamasına neden olabilir. Gözlerde; göz yaşarması, yanma, ağrı, kornea dediğimiz göz merceğinde şişme, göz üzerinde çeşitli yaraların(ülserler) açılmasına neden olur. Deri üzerinde; kızarıklık, şişlik, yanma, su toplanması veya kişide var olan cilt hastalıklarının ağırlaşmasına neden olur. Sindirim sistemi üzerinde; tükürük artışı, karaciğer hasarı, yutkunma güçlüğü ve ağrılı yutkunma oluşabilir. Sinir sistemi üzerinde de ajitasyon, endişelilik hali, histerik reaksiyon, panik atak gibi etkileri bulunmaktadır. Bunun dışında daha az kullanılan bir ajan olan chlorodihydrophenarsazine gazı kusma ve ishal yaratabilmektedir.

Göz yaşartan gazların uzun dönemde katarakt, glokom gibi etkileri olabilmektedir. Gene bu gazların akciğerde astım, alerjik dermatit, genlerde değişiklik ve kanser yapıcı etkileri olduğu gösterilmiştir. Göz yaşartan gazlar; üst solunum yolunda ödem ve astımı tetikleme ve solunum yetmezliği ile ölüme yol açma mekanizması olabilmektedir. Bugüne kadar literatürde iki astım, bir KOAH hastası ve bir çocukta biber gazı sonrası ölüm rapor edilmiştir.

Portakal ajanı olarak bilinen ve bitki zehiri olarak kullanılan ajan ise beyaz renklidir. Vietnam’da kullanılmış dört yüz bin kişinin ölümüne neden olmuş, beş yüz bin bebekte de doğuştan sakatlıklar yaratmıştır. Bizde kullanılan gazın portakal gazı ile ilgisi olmadığı bildirilmektedir.

Biber Gazından Korunma

Göz yaşartan gazlardan solunum sistemini korumak için en kesin yöntem gaz maskesi kullanımıdır. Yarım veya tam yüz maskeleri kullanılması yararlıdır. Toz maskelerin gaz uygulamalarında yararı bulunmamaktadır. Profesyonel gaz maskesi kullanımında ise emniyet güçlerinin daha fazla gaz kullandığı gösterilmiştir.

Yarı yarıya sirke ve sudan oluşmuş sıvıya batırılmış bandana, mendil ve örtü ile ağzı burnu kapatmanın kimyasal ajanlara karşı etkili koruma sağladığı belirtilmektedir. Bu etkinin göz yaşartan gazlardan daha az asitik olan sirke tarafından sağlandığı öne sürülmektedir. Mendil veya örtünün sadece suyla ıslatılması da önerilmektedir. Ağız ve burnun ıslak örtüyle kapama, kişinin rüzgara karşı yer değiştirmesi veya daha yüksek yere çıkan ve çöken gazdan uzaklaşma geçici önlemlerdir. Limonsuyu ile bandananın ıslatarak ağzı ve burnu kapatmakta öneriler arasındadır. Ancak bu uygulamalar bireysel deneyimlerdir ve ispat edilmemiştir. Bireylerin yanında maske yoksa gömleklerinin içindeki henüz gazla kontamine olmamış havayı solumaları önerilir bu tutum zaman kazandırır.

Etkilenen bireyler gazlı ortamdan uzaklaştırılarak açık ve temiz havada dinlendirilir ve eş zamanlı olarak ambulans çağrılır. Bireyin solunum yolu hastalığı olup olmadığı, yanında ilacı olup olmadığı sorgulanarak ilk uygulamada yardım edilebilir. Mümkünse hemen oksijen başlanır, sağlık kuruluşlarına geldiği zaman nefes açıcı tedaviler, nemlendirilmiş oksijen tedavisi yapılabilir. Solunum yetmezliğinde ise solunum makinesine bağlanması gerekebilir. Önleyici antibiyotiklerde kullanılması önerilmektedir.

Gözleri korumak için; kontak lens takılmaması gerekmektedir. Gaz maruziyetinden korunma amaçlı olarak yüzücü gözlükleri, profesyonel göze tam oturan ve göze asitik gaz sızmasını engelleme amaçlı tasarlanmış sanayi gözlükleri veya yüze tam oturan laborant gözlükleri gazın gözle temasını engelleyici önlemlerdendir. Gözlük bulunmadığı taktirde gözlerin yıkanması ve sıkça kırpılması zararlı etkenin hızla uzaklaşmasına yol açar. Alüminyum Hidroksit ve magnezyum hidroksit içeren anti asit solüsyonları, gözler dahil gazdan etkilenen tüm organları yıkamak için kullanılmaktadır. Solüsyon yarı yarıya su ve anti-asit olacak şekilde hazırlanmakta ve püskürtmeye uygun bir şişe ile taşınmaktadır. Hastanelerde göz problemi yaşayan hastalara, yerel anestezi sağlayan göz damlaları kullanılmaktadır.

Cilt problemlerini engellemek için gaza maruz kalabilecek bireylere vücudu kapatan giysiler önerilmektedir. Yanında yedek giysi varsa hızla gaza maruz kalmış kıyafetlerin değiştirilmesi yararlı olabilir. Normal suyla yıkamak ciltteki bulguları alevlendireceği için anti-asitli solüsyonlar ile cilt temizlenebilir. Solüsyonun içine sodyum bikarbonat ve sodyum karbonat ilave edilebilir. Gazın temas ettiği bölgelere sütte uygulanabilir.

Cilde gazı ve kimyasal maddeleri hapsedecek vazelin, yağlar, güneş kremleri gibi nemlendiriciler kullanılmamalıdır. Hastanelerde cildi gaza maruz kalmış bireylere kortizonlu kremlerde uygulanmaktadır. Göz yaşartan gazların etkisini azaltmak için diphoterin solüsyonu maruziyetten önce yüze ve gözlere koruyucu olarak sürüldüğü gösterilmiştir. Bu çalışmalar Fransız Jandarmaları için yapılmış çalışmalardır. Durumu ağır olanların mutlaka tıp kurumlarında izlenmeleri gerekmektedir. Kalp damar sistemi, göz, cilt, kulak- burun- boğaz sistemi mutlaka bir ay içerisinde tekrar muayene edilmeli ve gözden geçirilmelidir.