Anasayfa » KİRAZ BAHÇESİ » Çocuğum İştahsız Ne Yapmalıyım?

1-5 yaş arasındaki çocukların önemli bir kısmı sağlıklı olmalarına, boy ve kiloları yaşlarına göre normal seyretmesine rağmen iştahsız oldukları veya yemek yemeyi reddettikleri için ailelerde ciddi kaygılar vardır. Bunların çoğu çocuktan beklentinin fazla olmasından kaynaklanır. İlişkideki gerginlik neticesinde çocuk tarafından “yemek reddi” ortaya çıkmaktadır.Çocuğun muayene bulguları sağlıklı ise ve çocukta kronik bir hastalık yok ise durum normal kabul edilir. Hekim bu durumda ailelerden bir yiyecek listesi tutmalarını  ister ve çocuğun günlük diyetini  inceleyerek beslenmesini değerlendirir. Sonrasında ailenin beklentilerinin incelenmesi veya çocuğun bir davranış sorunu nedeniyle bu şekilde isteksizlik duyup duymadığı araştırılır.

Çocuklar ne hızda büyümeli?

Genellikle ilk bir yaş içersinde süt çocukları 7 kilo alırlar ve 21 cm uzarlar.

İkinci yılda ise büyüme 2,3 kilogram ve uzama 12 cm olur. Dolayısıyla 2 yaşına gelmiş bir çocuk 12.3 kg ve 87 cm’dir.

2-5 yaş arasında kilo alışı yavaşlar ve çocuklar yılda 1-2 kilogram alır 6-8 cm arasında uzarlar. Bu dönemde genellikle çocukların iştahlarında bir azalma olur. Ailelerin beklentileri eski yediği şekilde yemesi ve eski büyüdüğü hızda büyümesi doğrultusunda olduğu için endişe ve mutsuzluk baş gösterir.

Yemek seçen çocuklar bu şekilde doğmazlar!

Bir  yaşından 4 yaşına kadar iştahın ve fizyolojik ihtiyaçlarının da azaldığı düşünülerek yemek konusunda baskı uygulamamak gerekir. Ailelerin çocukları az yediği düşüncesi ile zorlaması ters etki meydana getirir. Bu yaşlarda çocukların iştahı değişken olmakla birlikte, okul öncesi dönemde gün içinde alınan yiyecek miktarı aşağı yukarı çok değişmemektedir.

Çocuğun az miktarda yediğine inanan aileler çocuğun iştahı konusunda daha fazla tepki gösteren ailelerdir.

Okul öncesi çocuklar özerklik kazanmaya başladığı zaman kendi kendine beslenme alışkanlığı geliştirir ve yiyecekler konusunda da seçici olmaya başlar. Eğer aile tarafından zorlanır ve yemek yemesi için baskı uygulanırsa özerklik ihtiyacı, çocuğu direnç göstermeye itecektir.

Küçük çocuklar yeniliklere karşı fobi taşırlar ve yeni yiyecekleri çok sevmezler. Bu durum aile tarafından yanlış algılanarak, çocuk seçici yiyici olarak değerlendirilebilir. Çocuklar ilk etapta yiyeceğe olumsuz tepki gösterseler de farklı zaman dilimlerinde tekrarlanan farklı sunumlarla yiyeceği kabul edip olumlu bir davranış takınabilirler.

Özellikle sıvı içeceklerden meyve suyu, süt veya şekerler çocuğun iştahını kapatabilir ve gelişme geriliğine neden olabilir. Çocuğun ara öğünler veya ufak atıştırmalıkların iştahını kapatmayacak zamanlara ayarlanması ve planlanması önemlidir.

Bazı çocuklarda yiyecek reddi dikkat çekme davranışı olarak ta ortaya çıkabilir.

Çocuklar için yemek yememe bir dikkat çekme aracı olarak kullanılabilir. Ebeveynler ve çocuk arasında iletişimdeki gerginliği ifade eder. Bu çocuğun yiyecekleri kabul etmesiyle ailenin sağladığı ortam arasında bir ilişki vardır. Aile ortamı içinde uyumsuzluk huzursuzluk varsa, çocuğun yeme alışkanlıkları da olumsuz olarak etkilenebilir.

Çocuğu besleme teknikleri ilgili problemler de çocuğun yemek reddine yol açar.

Örneğin çocuğu cezalandırmak, tehdit etmek, aşağılamak, yalvarmak, rüşvet vermek çocukları yemek yeme davranışından uzaklaştırır. Sözel olarak takdir ifadesi veya sevecen bir bakış yiyecek ilişkisinin daha olumlu olmasını sağlar. Çocukların birçoğu birbirini taklit eder ailedeki akranlarından etkilenerek yiyecek seçimleri ve alışkanlıkları değişebilir. Ailede belli bir yiyeceği reddeden bir çocuk varsa diğer çocuklar da taklit etme eğilimi gösterirler. Bu nedenle olumlu örnek varlığı daha iyi sonuçlar getirecektir.

Yemek zamanı ve atmosfer çocuk için önemlidir.

Kavga, gürültü, başka bir şeyle meşgul olmak yerine çocuğa yol göstermek hoşgörü içerisinde davranmak gereklidir. Genellikle tüm aile bir masaya oturarak sofra adabı içerisinde yemek yenmesi sağlanmalıdır.

Hekim, iştahsız bir çocuğu değerlendirirken, günlük ne kadar kalori aldığını ve öğün miktarını hesap ederek, çocuğun boyu ve kilosunun yaşına göre uyumluluğunu inceleyecektir. Başka bir hastalığın varlığını araştıracaktır. Bir hastalık bulunmadığı takdirde ise aileye yardımcı olmak için önerilerde bulunacaktır.

Yemek yemeyen ya da seçen çocuğun ailesine öneriler;

*Çocuğun büyüme hızının yavaşladığını aileye anlatmak, büyüme beklentilerinin gerçekçi olup olmadığını tartışmak önemlidir.

*Aile çocuğa ihtiyacı olan yiyecekleri sunmak, çocuğun da yiyeceklerine karar verme özerkliği olduğunu hatırlatmak gerekir.

*Ailenin çocuğun yaşına uygun iştahını kapatmayacak ara öğünlerle donatılmış, gereken kalorisi, proteini uygun bir diyet hazırlama görevi vardır. Ancak burada çocuğun günden güne farklı iştah özelliğinde olabileceğini unutmamak gerekir.

*Tabağı çok doldurmak çocuğun demoralize olmasına ve tabağı bitirememesine sebep olmaktadır. Oysa çocuğa öğünlerde küçük porsiyonlar vermek, tabağını bitirdikçe ve talep ettikçe arttırmak iyi bir stratejidir.

*Yemek öncesi ara öğünler ve atıştırmalıklar çocuğa verilmemelidir. Aile yemek yemenin neşeli ve umutlandırıcı bir etkinlik olduğunu hatırlamalı ve gerginlik, rüşvet ceza, yalvarma ve tehditlerin yemek saatinde olmaması gerektiğini hatırlamalıdır.

* Çocuk sofrada 20 dakikadan fazla bulunmamalıdır. Eğer süre bittiyse yemekten kaldırılmalıdır.

*Çocuk çok heyecanlı yada yorgunsa yemek yeme olasılığı daha düşüktür. Özellikle çocukları heyecanlandıran oyunların yemekten 15-20 dakika öncesi sonlandırılması önemlidir. Çocuğun sakinleşip yemek yemeye hazırlanması için 10-15 dakika bir süre gerekir.

* Yemek sırasında alışıldığı üzere kitap, oyuncak, televizyon gibi dikkat dağıtıcılar kesinlikle kullanılmamalıdır.

*Çocuğa yaşına göre sofra adabı öğretilmelidir. Yemek aile ile birlikte yenirse çocuk masada oturanları taklit edeceği için yararlı olacaktır.

*Yemek reddinde iştah açıcı ilaçlar kullanılmamalıdır. Çocuğun diyetinin besin kalitesi düşükse vitamin veya mineralle takviye edilebilir. Çocuğun büyüme hızı normal boyu ve kilosu yaşına göre uygun ise bu vitaminlerin kullanılması da doğru değildir.

*Çocuk yemek yemediği için biberonla yatar pozisyonda süt içirilmesi doğru değildir. Yatar pozisyonda beslenmek çocuğun solunum sistemine ve duygusal gelişimine zarar verebilir